Şiiri Dinlemek İçin Tıklayınız
saat 18 suları, döviz kelimesini çıkararak
lügatimizden yürüyoruz bir dosta doğru.
yürüyoruz fakat gelmiyor aklımıza yürüdüğümüz. zira ûdî efendi bizi bekliyor
köşede. ömer'in planı belli (plan kelimesi yabancıdır şiirlere ve türkçeye)
zira onu kaybetmiştik dünya cenderesinde. ömer gitti fakat bir çocuk el
sallıyor uzaktan -bizim fakülteden, başa bela- ben yürüyorum belki yürüdükçe
var olsa da dünya, bir dosta doğru yürüyorum (-a doğru burada edat ve edat boş
bir tabak gibidir diyor üdeba). ûdî efendi göründü, şiirlerimi pek beğenmez ama
o görününce kalbim bir hızlı atıyor. atıyor, çünkü bir dostu görünce
atmayacaksa sökülüp atılmalıdır bütün kalpler. âdetten, diyorlar fakat
bizimkisi ciddi bir hal hatır fasılası. yürüyoruz, ahmet koşuyor. koşma ahmet,
koşma ahmet! sen koştukça zaman da koşuyor. oturup birkaç bir şey yiyoruz. bir
şey, diyorum ancak bu şehirde bir dostla yenilen yemek bu kadar bir şey
olmamalıdır. bütün gurmeler tutuklanmalı. eskiden olsa öldürülmeli derdim çünkü
ahmet'le tanıştıktan sonra yumuşadı yüreğim. oturduk, başladı ahmet
"efendim kürdilihicazkar" dedi, "hüseyni makamı" dedi,
bilmem kim efendi bu işte tanburîymiş. bir müddet böyle sürdü, kalktık çıktık
meçhul yerden. yürüdük, ahmet ufka bakıyor, ufuk ahmet'i çekiyor kendisine
-çekiyor çünkü bir kadın rahmi gibi bakıyor ahmet'in gözlerine- estağfurullah
azizim, diyorum. mescide varıyoruz, ahmet imam. bir elham bir kafirun
bitiriyoruz namazı. işte tam burada, tam burada, tamburda akrep sesleri.
yakıyoruz birer sigara, "keşke" diyoruz "keşke bin yıl önce
ölseydik de bugün ölen sevgilinin kefenine değen toprak olsaydık." şiir
bitti. şair ferhat altun.
(Şiiri Dinlemek İçin Tıklayınız: YouTube)
Ferhat
ALTUN

bu manzume bir seyr ü sülûk’tur ki, sûreta dost’a, hakikatte ise kalbe yürünür. her kelime bir terki temsil eder; “döviz”in ref’iyle başlayan bu yolculuk, zamanın ve zihnin kamburlarını silkmeye meyyaldir. Ömer, zamanın gadrine uğramış bir nefsin remzidir. Ahmet, hâl ile mecz olmuş bir hal ehli... bilhassa mesciddeki niyaz, tamburda zuhur eden akrep sedâsı ile iç içe geçer. netice odur ki şiir, bir “keşke”de tefekkür bulur.
YanıtlaSilgönlünüze, kaleminize sağlık... selâmun aleyküm...
Yorum Gönder