râviyân-ı ahbâr ve
nâkilân-ı ahvâl buyurdular ki urfa'nın halfeti ilçesinin tisha köyünde "hacı bozo ağa" derler bir
ağa yaşarmış. sert mizaçlı ve hayırsever olan bu ağa; ekseriyetle yokuncul
olanları, yolcu olanları evinde misafir eder ve ihtiyaçlarını giderirmiş.
nitekim bunu bilen insanlar yolda, yolakta kalmaktan korkmaz; ona iltica ederlermiş.
bir de bir hasleti varmış ki bozo ağa'nın, namaz kılmayanları misafir etmezmiş.
öyle ki hem sert mizacı hem de hayırseverliğinden ötürü birçok gayrimüslim
ihtidâ etmiş.
bir akşam bozo ağa'ya bir
alevi misafir olmuş ki kendisi tüccarmış. bu tüccar köylere gider ve ne kadar değerinden daha ucuza mal varsa alıp şehirde iyi bir fiyata satarmış. hacı bozo ağa'nın misafiri olduğu akşam yemekler yenmiş, çaylar içilmiş, velhasıl ihtiyaçlar giderilmiş. bir ara ezan sesi duyulmuş ve bozo ağa beraberindekilere
"efendiler, namaz vaktidir; kalkın." demiş. misafir, kovulmaktan
korktuğu için kalkmış. kimsenin görmediği bir duldada eline yüzüne su çarpmış
ve dönüp safın arasına girmiş. imam
tekbiri getirince o da "ne allah için ne lillah için, bozo ağa'nın hatrı
için." demiş.
demem o ki insan, bu
meseleyi dinlediğinde memleket aklına geliyor. bu vatan kurulurken kimler bozo
ağa'nın hatrı için müslüman göründü yahut daha dün kimler ingiliz lordlar
kamarası'nda bir yer edinmek için gavur oldu? kimler beyaz saray'ın hatrı için müslüman
görünmeye devam edecek? her yıl türk adıyla kaç bin kişi yurt dışına askerlik
yapmaya gidiyor? kim bu türkiyeliler?
peki artık sinemizde var
mı bir bozo ağa? sahiden hangimiz eder bir bozo ağa?

Yorum Gönder