İsmi “Ben” Olan Küçük Kız - e.e. cummings

Evvel zaman içinde Ben adında küçük bir kız yaşarmış.

Bu küçük kız o kadar iyiymiş ki, öyle değil mi?

Kesinlikle; hem de çok iyiymiş. Günlerden bir gün Ben adındaki bu küçük kız yemyeşil kırlarda bir başına yürümekteymiş. Sonra kiminle karşılaşmış dersiniz?

Bir inekle, zannediyorum.

Evet, doğru. Bu sarı bir inekmiş. Küçük kız ineğe nazikçe “Nasılsın” diye sorduğunda inek nasıl cevap vermiş?

“İyiyim, çok teşekkür ederim” mi demiş?

Evet. öyle demiş. Sonra Ben adındaki küçük kız buna çok memnun olmuş ve bu ineği çaya davet etmiş ancak inek çay sevmiyormuş. Bu yüzden birbirlerine veda etmişler ve Ben yemyeşil kırlarda, bir başına ilerlemeye devam etmiş. Çok geçmeden Ben kırlarda yürürken yemyeşil çimenleri yemekte olan bir at görmüş. Peki sizce bu at ne demiş?

“Merhaba” mı demiş?

Evet. öyle demiş. Ben adındaki bu küçük kız da tıpkı onun gibi “Merhaba” demiş. Ve sonra birlikte gülmüşler ve gülmüşler ve gülmeye devam ederlerken Ben adındaki bu küçük kız ata: “Ben çay içmeye gideceğim benimle gelmek ister misin?” diye sormuş. Ancak at böyle düşünmüyormuş.

Yani çayı sevmiyor muymuş?

Evet, doğru. Böylece küçük kız atla vedalaşmış ve yemyeşil kırlarda bir başına ilerlemeye devam etmiş.

Çok geçmeden Ben yürürken ve yürürken güneşte derin uykuya dalmış vaziyette kimi bulmuş dersiniz?

Bu bir hınzır mıymış?

Evet, öyleymiş. Pembe bir hınzır. Peki ismi Ben olan bu küçük kız ona ne demiş?

Zannediyorum ona “Nasılsın?” demiş.

Hayır. Öyle dememiş.

“Merhaba” mı demiş?

Hayır “Merhaba” da dememiş .

O halde ne demiş?

“Günaydın. Bay Hınzır, uyuyor musunuz?” demiş. Ve bu hınzır ne demiş biliyor musunuz?

 Zannediyorum uyuduğunu söylemiş.

Hayır. Söylememiş.

O halde uyumadığını söylemiş.

Hayır. Onu da söylememiş.

Peki bu hınzır ne demiş?

Aslında, hiçbir şey söylememiş, çünkü uyuyormuş. Bu yüzden Ben onu rahatsız etmemek için ayak uçlarına basarak oradan uzaklaşmış ve Ben yemyeşil vadide bir başına sessizce ilerlemiş. Biraz sonra ben adındaki bu küçük kız bir ağaç görmüş.

Ne tür bir ağaçmış?

Epeyce büyük bir ağaçmış.

Öyle miymiş?

Öyleymiş. Ve bu epeyce büyük ağacın altında, tek başına, ne varmış dersiniz?

Bilmem. Sen söyle.

Söyleyeyim mi?

Evet. Ördek miymiş?

Hayır.

Peki neymiş o zaman?

Bak sen! Bir filmiş.

Gerçekten mi?

Evet. Öyleymiş.

Pekala. Ve bu fil ağacın altında ne yapıyor olabilirmiş?

O yiyormuş.

Yiyor muymuş? Ne yiyormuş?

Muzları, tek başına, yiyormuş.

Nasıl yani? şu ağaçta yetişmiş olan muzları mı kastediyorsun?

Evet. Yetişmişler. Ve o muzları hortumuyla ağaçtan aşağı çekiyor ve sonra onları ağzına koyup yiyormuş. Evet, öyle yapıyormuş.

Pekala. Onları yerken gördüğünde Ben adındaki bu küçük kız ne yapmış peki?

Yani onu muzları yerken gördüğünde mi, demek istiyorsun?

Evet. Demiş ki: “Güzel bir gün, değil mi?” Bu ona dediği şeymiş.

Akabinde fil de ona demiş  ki: “Bu  muzlar lezzetli, bir tane ister misin?”

Ona muz isteyip istemediğini sormak, bence, çok hoş bir davranışmış.

Bence de hoşmuş. Sonra küçük kız “çok teşekkür ederim” demiş “Ama ben kendime biraz çay alacağım.”

File de çaya gelmek  isteyip istemediğini sormuş mu?

Sormuş.

O ne demiş?

Bu fil demiş ki: “Evet, çaya gelmeyi çok isterim” demiş.

O zaman çaya gelmiş, öyle mi?

Hayır. Gelmemiş.

Nasıl olur? Gelmek istediğini söylediğini düşünmüştüm.

Söylemiş. Ancak sonra “Sanırım bu ağaçta yetişen muzları yesem daha iyi olur, çünkü eğer yemeyi bırakırsam, yiyebileceğimden daha hızlı büyürler.” demiş.

Bu çok iyi bir cevapmış.

Evet. Öyleymiş. Sonra Ben adındaki bu küçük kız file: “Benimle dalga mı geçiyorsun? sana yazıklar olsun.” demiş. Ve fil de “Evet, seninle dalga geçiyorum, bana yazıklar olsun.” demiş. Sonra kız ona gözlerini devirmiş ve fil de kıza gözlerini devirmiş ve sonra ben yemyeşil kırlarda, bir başına, ilerlemiş

Sonra kimle tanışmış?

Aslında, uzun zaman boyunca başka kimseyle tanışmamış. Ancak bir süre sonra Ben adındaki bu küçük kız tıpkı kendisi gibi küçük bir kız daha görmüş.

Yani bu diğer küçük kız tıpkı Ben adındaki bu küçük kıza mı benziyormuş diyorsun?

Tıpkı tıpkı tıpkı onun gibiymiş.

Bu komikmiş, değil mi?

Evet, komikmiş. Ve Ben bu diğer küçük kıza: “İsmin ne?” diye sormuş “Çünkü bilmek istiyorum.” demiş. Ve bu diğer küçük kız tek kelime etmemiş.

Tek kelime bile mi?

Evet. Ve sonra Ben bu diğer küçük kıza, tam olarak “Sen kimsin?” diye sormuş.

Ve diğer küçük kız ne demiş?

“Sen. Ben buyum” demiş “ Ve benim adım Sen çünkü ben senim.”

Herhalde Ben adındaki küçük kız şaşırmış değil mi?

Ben çok şaşırmış.

Ve sonra nolmuş?

Sonra Ben, Sen’e “Biraz çay ister misin?” diye sormuş. Ve Sen “ Evet, isterim.” demiş.

Sonra Ben ve Sen, birlikte çay içmek için eve gitmiş ve sonra sanırım güzel sıcak bir çay içmiş ve bir de bol bol ve bol reçelli lezzetli ekmek ve tereyağı yemişiz.

                                Ve böylece hikaye sona ermiş.


e.e. cummings

                                                                                                           (Tercüme: Zehra Tüfekçi)


0 Yorumlar

Yorum Gönder

Yorum yaz (0)

Daha yeni Daha eski