Evvel zaman içinde Ben adında küçük
bir kız yaşarmış.
Bu küçük kız o kadar iyiymiş ki,
öyle değil mi?
Kesinlikle; hem de çok iyiymiş.
Günlerden bir gün Ben adındaki bu küçük kız yemyeşil kırlarda bir başına
yürümekteymiş. Sonra kiminle karşılaşmış dersiniz?
Bir inekle, zannediyorum.
Evet, doğru. Bu sarı bir inekmiş.
Küçük kız ineğe nazikçe “Nasılsın” diye sorduğunda inek nasıl cevap vermiş?
“İyiyim, çok teşekkür ederim” mi
demiş?
Evet. öyle demiş. Sonra Ben adındaki
küçük kız buna çok memnun olmuş ve bu ineği çaya davet etmiş ancak inek çay
sevmiyormuş. Bu yüzden birbirlerine veda etmişler ve Ben yemyeşil kırlarda, bir
başına ilerlemeye devam etmiş. Çok geçmeden Ben kırlarda yürürken yemyeşil
çimenleri yemekte olan bir at görmüş. Peki sizce bu at ne demiş?
“Merhaba” mı demiş?
Evet. öyle demiş. Ben adındaki bu
küçük kız da tıpkı onun gibi “Merhaba” demiş. Ve sonra birlikte gülmüşler ve
gülmüşler ve gülmeye devam ederlerken Ben adındaki bu küçük kız ata: “Ben çay
içmeye gideceğim benimle gelmek ister misin?” diye sormuş. Ancak at böyle
düşünmüyormuş.
Yani çayı sevmiyor muymuş?
Evet, doğru. Böylece küçük kız atla
vedalaşmış ve yemyeşil kırlarda bir başına ilerlemeye devam etmiş.
Çok geçmeden Ben yürürken ve
yürürken güneşte derin uykuya dalmış vaziyette kimi bulmuş dersiniz?
Bu bir hınzır mıymış?
Evet, öyleymiş. Pembe bir hınzır.
Peki ismi Ben olan bu küçük kız ona ne demiş?
Zannediyorum ona “Nasılsın?” demiş.
Hayır. Öyle dememiş.
“Merhaba” mı demiş?
Hayır “Merhaba” da dememiş .
O halde ne demiş?
“Günaydın. Bay Hınzır, uyuyor
musunuz?” demiş. Ve bu hınzır ne demiş biliyor musunuz?
Zannediyorum uyuduğunu söylemiş.
Hayır. Söylememiş.
O halde uyumadığını söylemiş.
Hayır. Onu da söylememiş.
Peki bu hınzır ne demiş?
Aslında, hiçbir şey söylememiş,
çünkü uyuyormuş. Bu yüzden Ben onu rahatsız etmemek için ayak uçlarına basarak
oradan uzaklaşmış ve Ben yemyeşil vadide bir başına sessizce ilerlemiş. Biraz
sonra ben adındaki bu küçük kız bir ağaç görmüş.
Ne tür bir ağaçmış?
Epeyce büyük bir ağaçmış.
Öyle miymiş?
Öyleymiş. Ve bu epeyce büyük ağacın
altında, tek başına, ne varmış dersiniz?
Bilmem. Sen söyle.
Söyleyeyim mi?
Evet. Ördek miymiş?
Hayır.
Peki neymiş o zaman?
Bak sen! Bir filmiş.
Gerçekten mi?
Evet. Öyleymiş.
Pekala. Ve bu fil ağacın altında ne
yapıyor olabilirmiş?
O yiyormuş.
Yiyor muymuş? Ne yiyormuş?
Muzları, tek başına, yiyormuş.
Nasıl yani? şu ağaçta yetişmiş olan
muzları mı kastediyorsun?
Evet. Yetişmişler. Ve o muzları
hortumuyla ağaçtan aşağı çekiyor ve sonra onları ağzına koyup yiyormuş. Evet,
öyle yapıyormuş.
Pekala. Onları yerken gördüğünde Ben
adındaki bu küçük kız ne yapmış peki?
Yani onu muzları yerken gördüğünde
mi, demek istiyorsun?
Evet. Demiş ki: “Güzel bir gün,
değil mi?” Bu ona dediği şeymiş.
Akabinde fil de ona demiş ki: “Bu
muzlar lezzetli, bir tane ister misin?”
Ona muz isteyip istemediğini sormak,
bence, çok hoş bir davranışmış.
Bence de hoşmuş. Sonra küçük kız
“çok teşekkür ederim” demiş “Ama ben kendime biraz çay alacağım.”
File de çaya gelmek isteyip istemediğini sormuş mu?
Sormuş.
O ne demiş?
Bu fil demiş ki: “Evet, çaya gelmeyi
çok isterim” demiş.
O zaman çaya gelmiş, öyle mi?
Hayır. Gelmemiş.
Nasıl olur? Gelmek istediğini
söylediğini düşünmüştüm.
Söylemiş. Ancak sonra “Sanırım bu
ağaçta yetişen muzları yesem daha iyi olur, çünkü eğer yemeyi bırakırsam,
yiyebileceğimden daha hızlı büyürler.” demiş.
Bu çok iyi bir cevapmış.
Evet. Öyleymiş. Sonra Ben adındaki
bu küçük kız file: “Benimle dalga mı geçiyorsun? sana yazıklar olsun.” demiş.
Ve fil de “Evet, seninle dalga geçiyorum, bana yazıklar olsun.” demiş. Sonra
kız ona gözlerini devirmiş ve fil de kıza gözlerini devirmiş ve sonra ben
yemyeşil kırlarda, bir başına, ilerlemiş
Sonra kimle tanışmış?
Aslında, uzun zaman boyunca başka
kimseyle tanışmamış. Ancak bir süre sonra Ben adındaki bu küçük kız tıpkı
kendisi gibi küçük bir kız daha görmüş.
Yani bu diğer küçük kız tıpkı Ben
adındaki bu küçük kıza mı benziyormuş diyorsun?
Tıpkı tıpkı tıpkı onun gibiymiş.
Bu komikmiş, değil mi?
Evet, komikmiş. Ve Ben bu diğer
küçük kıza: “İsmin ne?” diye sormuş “Çünkü bilmek istiyorum.” demiş. Ve bu
diğer küçük kız tek kelime etmemiş.
Tek kelime bile mi?
Evet. Ve sonra Ben bu diğer küçük
kıza, tam olarak “Sen kimsin?” diye sormuş.
Ve diğer küçük kız ne demiş?
“Sen. Ben buyum” demiş “ Ve benim
adım Sen çünkü ben senim.”
Herhalde Ben adındaki küçük kız
şaşırmış değil mi?
Ben çok şaşırmış.
Ve sonra nolmuş?
Sonra Ben, Sen’e “Biraz çay ister
misin?” diye sormuş. Ve Sen “ Evet, isterim.” demiş.
Sonra Ben ve Sen, birlikte çay içmek
için eve gitmiş ve sonra sanırım güzel sıcak bir çay içmiş ve bir de bol bol ve
bol reçelli lezzetli ekmek ve tereyağı yemişiz.
e.e. cummings
(Tercüme: Zehra Tüfekçi)

Yorum Gönder