CEVABI BİLİNEN SORULAR - Eksik Bir Şey Var mı?


Bir şeyi eksik bilmek onu hiç bilmemekten daha tercihe şayan mıdır? Bence bu suale iki şekilde cevap verilebilir. Birincisi şayet mevzuu eksik bilen bilgisindeki eksikliğin farkındaysa bu hiç bilmemeye müreccahtır. Zira eksik bilginin farkındalığı kişiyi eksikliği gidermeye mecbur edebilir.

İkincisi ise mevzuu eksik bilenin bilgisindeki eksikliğin farkında olmamasıdır ki burada müreccah olan mevzuun hiç bilinmemesi halidir. Zira eksik bilgisinin farkında olmayan kişi eksikliği gidermeye çalışmayacağı gibi eksik bilgisine rağmen eksik bilinen konu hakkında ahkam kesmeye ve konuşmaya devam eder ki bu da içler acısı bir haldir.

Aslında buraya kadar yazdıklarımda yeni bir konuya temas etmiş olmadım ama çok fazla "eksik" kelimesini kullanmış olmam bana Dayımın yaşadığı bir hadiseyi hatırlattı. Dayım pazarlamacılık mesleği ile iştigal etmektedir. Bir gün mal vermek üzere bir markete gidip dükkan sahibi olan adama "abi eksik bir şey var mı" diye sorduğunda Dükkan sahibi yaşlı adam Dayıma "kardeşim eksik deme noksan de. Bak bu gavurlar hep bizim kelimelerimizi bozmuşlar. Eksik kelimesinin sonunda 's*k' geçiyor" demiş. Dayım tabii orada adama bir şey dememiş ama hadiseyi bana naklederken adamın taklidini yaparak anlatınca ben kahkahalara gark oldum.

Fıkra gibi gerçekleşen hadisede kahramanımız muhtemelen harf inkılabı veya dil tasfiyesi ile ilgili bir sohbet dinledi. Sohbeti ya kendisi yanlış anladı yahut da anlatan kişinin idrak kabiliyeti kendisininki kadardı orasını bilmiyorum. Bir başka ihtimal de anlatılan şeyler kendisine çok mantıklı geldi ve kendisi de buna kendi aklınca bazı eklemeler yaptı ve bu anlayışla bazı neticelere vardı. Halbuki "eksik" kelimesi dil tasfiyesinden önce de kullanılan eski bir kelimedir ama olayımızdaki adam kendi anlayış tarzına göre kelimeye tavır aldığı için artık eksik kelimesi onun gözünde bozulmanın tezahürlerinden biri haline geldi. Tabii ki bu fıkradan sonra kelimeyi kullandığım çoğu zaman zihnim fesada uğradığı için olsa gerek artık yüzümde müstehzî bir tebessüm belirmeye başladı.

Bu hadiseyi ilk duyduğumda güldüm geçtim ama sonraları üstüne biraz düşününce bu basit olaydaki anlayışın aslında kişi için bir yıkım olacağı kanaatine ulaştım. Acaba yukarıda güldüğümüz adam gibi bizim de farkında olmadığımız saçma sapan kabullerimiz olabilir mi?

Varsa pekâlâ bunun farkına nasıl varabiliriz? Bu soruya tam manası ile bir cevap verebilmiş değilim. Bilmek ne demek, bilmenin bir haddi hududu var mı? Bildiğimizi zannettiğimiz bazı şeyler asıl bilmemiz gereken şeylerin önünde bir engel teşkil ediyor olabilir mi? İfade-i diğerle bunlar birer peşin hükümden ibaret olabilir mi? Diri bir zihinle bu sorgulamalara girişmek lâzım.

Bugün yaşanan birçok gelişmeden şunu fark ediyoruz ki gerçekten insanlara bazı bilgiler bilmeleri istenmeyen başka bazı bilgilere ulaşamamaları için veriliyor. Nitekim hakikat ortaya çıktığında bile kıt bilgili bu insanlar -o kadar mutassıp oluyorlar ki- hakikatten bile yüz çeviriyorlar, kendi bilgileri ve anlayışlarını sorgulama zahmetine hiç girmiyorlar.

Neyse. Amcalara gülmek yerine çuvaldızı kendimize batırıp bilgilenme hadisesinin neresindeyiz, bilgilenme safhasından anlama ve anlamlandırma safhalarına geçebiliyor muyuz ve bilgilenmede mihenk taşı olarak kabul ettiğimiz şey nedir veya mihrak noktası olarak kabul ettiğimiz yer neresidir önce bu sorulara doğru cevap vermek mecburiyetindeyiz.

Ve gayrısı

Mesela, benim bakkal amcalara gülmem Laf-ı güzaf...


0 Yorumlar

Yorum Gönder

Yorum yaz (0)

Daha yeni Daha eski