Titanyumdan Çarmıhta Muharref Fanteziler

ellerini önüne bağlamış utanır gibi

tiksintiyle dokunuyor kremasyona terk ettiği annesinin tabutuna

bilindik bir ukalalıkla terennüm edercesine

o ki peçeli yüzsüzlüğüyle kırbaçlama eylemlerine meftun

ziftli sakalıyla ceset kokulu asfaltı yalıyor delice

sidikli duvarlara sürtünmekten sudrası yıpranmış

kime ne yahudi ki o

bulur uşaklığa talip bir müslüman

sancağa oturmaktan kıçı uyuşmuş bir müslüman

burjuvadan ithal ettiği polyester sancağa

insanımsız haklarını kaymağıyla sokar gırtlağına

o da yol alır sonra tepinmeye doğru

gözleri gözlerime değmeyecek biliyorum

 

mahzenlerde buluyor aydınlığını

gökyüzümü karartan haçlara meftun

ipekten olma smokini seçti cenazeye giderken

kusmuğundaki tevrat posası

yahudi ki o

asbesti iliklerine kadar çekiyor

halatları taşımaktan elleri kanıyor

ellerini yalıyor ki o öyle besleniyor

yahudi ki o

kaynar petrol akıyor köpüren şehvetli ağzından

sızıyor çığlıklarını duyduğumuz rutubetli dişlerinin arasından

yurtsuz kalan çocuk çığlıkları

 

uzuvlarımız eriyor pençesindeki alüminyum menorada heybetsizliğimizi izlerken

ağzı dölleniyor çünkü çocuk çığlıklarıyla istimna ediyor

yahudi ki o

dilini sürterek ilerliyor p(h)içliğe doğru

burnu değil ağzı değil

dili

kan kurusu dudaklarındaki

dudaklarını yalıyor ki o öyle besleniyor

 

 

gözleri gözlerime değmesin

sakın kendini

sakın

idris'in evanjelik katillerinden sakın

fabrika kokulu rönesans mitlerinden

anamın ehramına göz koyanlardan

türkeli'ne göz koyup da iriniyle çiftleşenden

hurma fidanlarını yıkıp yerine şah damarımı kestiren

vinç diken lortlardan sakın

varsa öylesi onun kellesini almak bize düşer

varsa isek biz

biz kim isek

kim isek biz.


Hatice YILDIRIMTEPE

(Diğer Yazıları)


0 Yorumlar

Yorum Gönder

Yorum yaz (0)

Daha yeni Daha eski