„O heilige Herz
der Völker, o Vaterland!” Hölderlin
Köylerimde
Gecekondularımda
Esvablarımda
Yunaklarımda
Alalarımda
Balalarımda
Keçilerimde
Heyheylerimde
Vardı
Çok değil yenice muhtıra sonrasında hemen
Enkaranın Enkayanın Ankara’nın şikarsız tepelerine
Ali okulundan mezun yabalı yamalı memişler
Ağızları bürüklü doğurgan koca memeli emişler
Boğuk bağırtkan metheden yeren sin-kaf küfür
Kemalleri Kör İsmetleri Sağır türkmenler kürtmenler
Götleri eğri, elleri nasır. İlleri yaban ilikleri öşür
Vurulur sırtlarına kürdün semer yola bele düzülürler
İnatları inat hasta sayır direnirler dinelirler göçerler
Çoluk çocuk bölük pörçük 60’larda 70’lerde
Gelirler konarlar kerpiç damlarımda
Dirgenlerimde omuzlarımda
Boşanacak fişeklerimde
Babalarımda
Vardı
Ben babamın belinde belinlerken evvel zaman içinde
Arapça kamet ezan memnû imiş kalbur saman içinde
Kara kara kütükleri sökememiş yerinden şapkalı epey zaman
Bildilerdi bileceklerdi dayıoğlu Menderes, emmioğlu Adnan
Kıyamlarımda kamet. İstiklâlimde ezan. Tesbihimde isyan…
Çıkıyorduk okuya okuya iniyorduk akranlarımla minarelerden
Buldulardı bulacaklardı meydan okuyan isimleri dillerinin ucunda
Benden yaşça küçük Necmeddin ve onun küçüğü Alpaslan
Yoğurttan baldan yünden dibekten kıl kilimden ulaklarda
Capcanlı Ankaralarım Mamaklarım hınçlarımda
Arılık duruluk ışıl ışıl su, kalaylı kaplarımda
Teştlerde beni yuyan anamın dillerinde
Sellellooo selavatlar dualar aminler
Toplayan toparlayan konaklarda
Kucaklayan kavuşturan kollarda
Bayramlarımda
Analarımda
Vardı
Çocukluğumda
Komen! Komen!
Kıbrıs Yunan düşman..
Savaşırken karartmalarda
Her köşede vuruşan
Şarkılarımda
Küçük Ayşe
Küçük asker
Vardı
Çocukluğumda
Seçim resimleri
Atlar Oklar Hillaller Anahtarlar
Alınacak İstanbullar dirilecek Ulucanlar
Samsunlar Sivaslar Erzurumlar
Kocatepeler Mustafa Kemaller
İlk hedefimiz Akdeniz
İzmir’in kavakları
Ankara’nın taşı
Gözlerimin yaşı
Türkülerimde
Vardı
Çocukluğumda
Savulun Battal Gazi’ydim ben
Aşkarımla Bizans’a akınlar yapardım
Hüseyin Gazi türbesinde yücelerden
Ulus’a giden muavindim bağırırdım
Vesayitlerde gazilere yer ayırırdım
Okkalıca aşkedince o saat aydım:
Şaplakk!..
Sedası veren
Heykeller
Vardı
Nato'yu Bellemeyen Adnan
Kırat'ı Süremeyen Süleyman
Ok'u Salamayan Karaoğlan
Elham'ı Geçemeyen Alpaslan
Türk'ü Bilmeyen Necmeddin
Vardı
Sonra önce
80’ler konkenci
Papatya kraliçe arıbeyi
Köylere plaj tatil Dallas bikini
Tivi sokan özelleştirmeci möhendis
Denize giren kuma yatan yağ süren
Evrim Devrim Netekim
Ataizi nü “ourboys” mü
Mayolu Turgut
Değiş Tonton!
Vardı
Sonra eferim ben
Bîrecep kinimlen
Ver!ver! toplarla
2000’lere geldim
Cesarete madalya
Aldım kornerden
Şifon Teres* aldım
Osmanlı düşerken
Düşerken Meclis’e
Çokca da kızdım daa!..
One Minute ede dedim
Davos’tan çektim elimi
Dilden dile bitip tüylendim
İlden ile ilbeylendim hemen
Astım çeketime de rey istedim
Aslıma astarıma makas urdum
Soydum da portakalımı oydum
İçine lamba lumba koydum
Bir de mastar uydurdum:
Duma duma dum
Türkiyeli rum..
Uydurma Dursun
O kırmızı mum!
Volta atma Türk ilinde
Sen Edi’nin oğlu musun
Sen onun hindisi olursun
Nursuz olma nârsız olma çarpılma
Elektirikçilerin -Statue of Liberty-
Kıblesine yönelme Dursun
Şiiri doğuru doğuru oku
Doğru sonu bulursun:
Sorutuyor minareler
Sohranıyor kubbeler
Bayılıyorlar imamlar
Doğuruyor kazanlar
Utsuz sulu kuleler
Limuzinli köçekler
Çipli piçli çenekler
Bankalar kışlamız**
Mızıkalar asker
Ula Temel reis
Şiir sane ne!?.
Heryerde
Kaufland
Vardı.
Dipnotlar:
*“Şimon Peres konuşurken ben Meclis’te [13 Kasım 2007] olmayacağım.” “İşgalci, katil, bir terör devleti olan İsrail’e tepkimi, bir simge olarak TBMM’de tek başıma kalarak gösterdim.” Muhsin Yazıcıoğlu
**“Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlalarımızdır.” (6 Aralık 1997) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Siirt’teki konuşmasında, bu mısralar mahkumiyetine sebep olmuştu. Daha sonra bu mısraların Ziya Gökalp’e ait olduğu iddia edilmişti. Gerçekte bu mısralar Mehmet Cevat Örnek’e aittmiş.
Gökalp’in şiiri (Asker Duası, 1912 Balkan Savaşı) Türk askeri için yazılmış. Türk askerini yüreklendirmek için yazılan bir şiirin okuyanı mahkum etmesi inanılacak gibi değil… Senaryo değilse bile tam bir trajikomedi… Bu şiirden mahkum olmak şöyle dursun; şehit askerlerimize bir nevi vefa gösterildiği için, resmi makamlarca takdir edilmeli değil miydi(?)
Askerin Duası şiirine kimler nasıl bir dikkatsizlik örneği gösterdiyse göstermiş İlahi Ordu şiirinin dizelerini karıştırmış. „Vardı“ şiirinin anlaşılmasına bu açıklamaların katkası hiç olmasa da olur elbet. Fakat ibretliktir: Nasıl oluyor da cephelerde ölümlere yürütülen ve oralarda şehit olan Mehmetciğin aziz ruhunun temsilini canlandıran bu şiirler çirkef bir siyasetin malzemesi olabiliyor? Yer yerinden yarılıp, kiyametler kopmalı değil miydi?! Türk milletinin, bu örnekten, mahkum edeni mahkum edecek İstiklâl Marşı gibi kimsenin erişemiyeceği yüksek bir şiiri var. Mahkum edenler… Mahkum olanlar… Bu yüksekliğin acep neresindeler? Maalesef, siyaset sahnesindekiler herzaman sadece şiirlerin lafzında kalıyorlar. Ve fakat ruhundan bîhaberler… Şiir okuyorlarmış… Bugün artık Ş.O.K. okumadan kim şiir okuyabilir?!
Mehmet Cevat Örnek:
İLAHİ ORDU
Minareler süngü, kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız müminler asker;
Bu ilâhi ordu dinimi bekler,
Dillerde tevhit Allahû Ekber.
Müminler ordusu Hakkın kolunda,
Batılla savaşır dini uğrunda,
Ezelden ebede KUR’AN yolunda,
Allahû Ekber, Allahû Ekber.
Hak dinin rehberi Resulü Ekrem,
İman telkin eder Hâdisi herdem,
Dinimiz açıktır değildir mahrem,
Doğrudan doğruya Allahû Ekber.
Ziya Gökalp:
ASKER DUASI
Elimde tüfenk, gönlümde iman,
Dileğim iki: Din ile vatan…
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan’a imdâd eyle ya Rabbî!
Ömrünü müzdâd eyle ya Rabbî!
Yolumuz gaza, sonu şehâdet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı ma’mur eyle ya Rabbî!
Milleti mesrur eyle ya Rabbî!
Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslâm’a acı, düşmandan öc al,
İslâm’ı âbâd eyle ya Rabbî!
Düşmanı berbâd eyle ya Rabbî!
Kumandan, zabit, babalarımız.
Çavuş, onbaşı, ağalarımız.
Sıra ve saygı, yasalarımız.
Orduyu düzgün eyle ya Rabbî!
Sancağı üstün eyle ya Rabbî!
Cenk meydanında nice koç yiğid,
Din ve yurd için oldular şehid,
Ocağı tütsün, sönmesin ümid,
Şehidi mahzun etme ya Rabbî!
Soyunu zebun etme ya Rabbî!
*“Şimon Peres konuşurken ben Meclis’te [13 Kasım 2007] olmayacağım.” “İşgalci, katil, bir terör devleti olan İsrail’e tepkimi, bir simge olarak TBMM’de tek başıma kalarak gösterdim.” Muhsin Yazıcıoğlu
**“Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlalarımızdır.” (6 Aralık 1997) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Siirt’teki konuşmasında, bu mısralar mahkumiyetine sebep olmuştu. Daha sonra bu mısraların Ziya Gökalp’e ait olduğu iddia edilmişti. Gerçekte bu mısralar Mehmet Cevat Örnek’e aittmiş.
Gökalp’in şiiri (Asker Duası, 1912 Balkan Savaşı) Türk askeri için yazılmış. Türk askerini yüreklendirmek için yazılan bir şiirin okuyanı mahkum etmesi inanılacak gibi değil… Senaryo değilse bile tam bir trajikomedi… Bu şiirden mahkum olmak şöyle dursun; şehit askerlerimize bir nevi vefa gösterildiği için, resmi makamlarca takdir edilmeli değil miydi(?)
Askerin Duası şiirine kimler nasıl bir dikkatsizlik örneği gösterdiyse göstermiş İlahi Ordu şiirinin dizelerini karıştırmış. „Vardı“ şiirinin anlaşılmasına bu açıklamaların katkası hiç olmasa da olur elbet. Fakat ibretliktir: Nasıl oluyor da cephelerde ölümlere yürütülen ve oralarda şehit olan Mehmetciğin aziz ruhunun temsilini canlandıran bu şiirler çirkef bir siyasetin malzemesi olabiliyor? Yer yerinden yarılıp, kiyametler kopmalı değil miydi?! Türk milletinin, bu örnekten, mahkum edeni mahkum edecek İstiklâl Marşı gibi kimsenin erişemiyeceği yüksek bir şiiri var. Mahkum edenler… Mahkum olanlar… Bu yüksekliğin acep neresindeler? Maalesef, siyaset sahnesindekiler herzaman sadece şiirlerin lafzında kalıyorlar. Ve fakat ruhundan bîhaberler… Şiir okuyorlarmış… Bugün artık Ş.O.K. okumadan kim şiir okuyabilir?!
Mehmet Cevat Örnek:
İLAHİ ORDU
Minareler süngü, kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız müminler asker;
Bu ilâhi ordu dinimi bekler,
Dillerde tevhit Allahû Ekber.
Müminler ordusu Hakkın kolunda,
Batılla savaşır dini uğrunda,
Ezelden ebede KUR’AN yolunda,
Allahû Ekber, Allahû Ekber.
Hak dinin rehberi Resulü Ekrem,
İman telkin eder Hâdisi herdem,
Dinimiz açıktır değildir mahrem,
Doğrudan doğruya Allahû Ekber.
Ziya Gökalp:
ASKER DUASI
Elimde tüfenk, gönlümde iman,
Dileğim iki: Din ile vatan…
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan’a imdâd eyle ya Rabbî!
Ömrünü müzdâd eyle ya Rabbî!
Yolumuz gaza, sonu şehâdet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı ma’mur eyle ya Rabbî!
Milleti mesrur eyle ya Rabbî!
Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslâm’a acı, düşmandan öc al,
İslâm’ı âbâd eyle ya Rabbî!
Düşmanı berbâd eyle ya Rabbî!
Kumandan, zabit, babalarımız.
Çavuş, onbaşı, ağalarımız.
Sıra ve saygı, yasalarımız.
Orduyu düzgün eyle ya Rabbî!
Sancağı üstün eyle ya Rabbî!
Cenk meydanında nice koç yiğid,
Din ve yurd için oldular şehid,
Ocağı tütsün, sönmesin ümid,
Şehidi mahzun etme ya Rabbî!
Soyunu zebun etme ya Rabbî!
Bünyamin ÖZDEMIR

Yorum Gönder